Türkiye Cumhuriyeti

Strazburg Daimi Temsilciliği

Temsilcilik Duyurusu

T.c. Adalet Bakanliği’nin Ak İnsan Haklari Komiseri’nin 26 Temmuz 2016 Tarihli Açiklamasina İlişkin Bilgi Notu , 18.08.2016

T.C. ADALET BAKANLIĞI’NIN AK İNSAN HAKLARI KOMİSERİ’NİN 26 TEMMUZ 2016 TARİHLİ AÇIKLAMASINA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

1- Giriş

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Sayın Muižnieks 'in 26 Temmuz 2016 tarihli açıklaması üzüntüyle karşılanmıştır. Açıklamanın genel çerçevesi ve satır araları incelendiğinde, 15 Temmuz gecesi ülkemizde yaşananlara ilişkin dezenformasyonun uluslararası aktörleri de etkilediği anlaşılmaktadır. Bundan dolayı, silahlı darbe teşebbüsü sürecinde yaşananlar ile sonrasındaki gelişmeler hakkında bilgi paylaşımının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

2- 15 Temmuz gecesi Türkiye Cumhuriyeti silahlı darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır.

15 Temmuz gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki "üniformalı teröristler" Anayasa'yı askıya alarak, seçilmiş Cumhurbaşkanını görevden almak, Meclis ve Hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunmuşlardır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Sayın Cumhurbaşkanının konakladığı otel, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Polis Özel Harekât Merkezi ve emniyet birimleri, Milli İstihbarat Teşkilatı yerleşkesi ile çeşitli askerî birimlere bombalı ve silahlı saldırı yapılmıştır. Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan boğaz köprüleri teröristlerin idaresindeki tanklar marifetiyle ulaşıma kapatılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı, konakladığı otele yapılan baskından sadece 15 dakika önce ayrılarak suikast girişiminden kurtulmuştur.

Halkın iradesinin tecelli ettiği Meclis, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bombalanmıştır. Bombalı saldırı Genel Kurul toplantısı esnasında yapılmıştır. Saldırıda, Meclis görevlileri ile çok sayıda polis yaralanmıştır. Mecliste büyük çapta hasar meydana gelmiştir.

15 Temmuz gecesi tanklar halkın üzerine yürümüş, bazı vatandaşlar tankların altında ezilerek hayatını kaybetmiş, savaş uçakları ses hızını aşacak şekilde şehirlerin üzerinde alçak uçuş yapmış, gerçek mermilerle halkın üzerine hedef gözetmeksizin atış yapılmış, keskin nişancılar stratejik noktalarda doğrudan insanları hedef almış, uçak ve helikopterlerden toplu halde bulunan insanların üzerine bomba ve mermiler atılmıştır.

Teröristler, devlet televizyonunu ele geçirerek "korsan darbe bildirisini" okutmuşlardır. Özel medya kuruluşlarına baskın düzenlenerek halkın haber alma kaynağı olan medya tek sesli hale getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca darbeciler uydu kontrol merkezine saldırı yaparak, TRT dışındaki bütün televizyon yayınlarını ve interneti kesmek istemişlerdir. Ancak, darbecilerin medyayı kontrol altına alma girişimleri uzun sürmemiştir. Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde Türk medyası da önemli bir rol oynamıştır. Özellikle özel televizyonların Sayın Cumhurbaşkanının halka direniş çağrısının yayınlaması, kritik gecenin dönüm noktalarından biri olmuştur.

Darbe teşebbüsünde aralarında Sayın Cumhurbaşkanının çok yakın mesai arkadaşlarının da bulunduğu 238 kişi hayatını kaybederken, 2500'ün üzerinde vatandaşımız yaralanmıştır.

Türk Halkı, Sayın Cumhurbaşkanının çağrısıyla elinde hiç bir silah olmadan sadece bayraklarıyla toplara, tüfeklere, uçaklara karşı demokratik değerlerini, kendi iradesini savunmuştur. Silahlı darbe teşebbüsü, başta sokaklara çıkan Türk halkı olmak üzere, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Hükümetimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, siyasi partiler, medya ve sivil toplum örgütleri, polis ve ordu içerisindeki darbe karşıtı diğer askerlerin darbecilerinin önünde, ölümüne cesurca durmaları ve demokratik düzeni savunmaları sayesinde engellenmiştir.

Türk Halkı o gece siyasi parti, dünya görüşü ayrımı olmaksızın sadece demokratik değerler etrafında birleşerek darbeye karşı direnmiştir. Halk bunun sadece iktidar partisine yönelik bir darbe girişimi olmadığının farkındadır. Bundan dolayı muhalefet partileri taraftarlarınca da bu meseleye sonuna kadar sahip çıkılmıştır. Halkın demokrasiye sahip çıkma iradesi devam etmektedir. Türkiye'deki tüm şehir meydanlarında, toplumun her türlü kesiminden insanlar demokrasi nöbetleri tutmaya devam etmektedir. 15 Temmuz itibariyle temelinde Türk milletinin kanının bulunduğu demokrasi, artık Türkiye için geri adım atılması mümkün olmayan bir değer olmuştur.

3. Silahlı darbe teşebbüsü FETÖ tarafından gerçekleştirilmiştir.

15 Temmuz darbe teşebbüsü Fetullah Gülen’e bağlı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yuvalanmış asker elbisesi giymiş Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları ve bunlara eklemlenen diğer bazı askerlerce Fetullah Gülen’in emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Şu ana kadar elde edilen deliller de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Soruşturmalar kapsamında, basta Genelkurmay Başkanı olmak üzere tanık olarak ifadesine başvurulanlar ile ifadesi alınan örgüt mensuplarının önemli bir kısmı darbe teşebbüsünün Fetullah Gülen’in emir ve talimatları doğrultusunda hareket eden Silahlı Kuvvetler içerisindeki FETÖ üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini beyan etmişlerdir.

Darbe teşebbüsüne ilişkin yürütülen soruşturmalarda, darbe teşebbüsüne katılan çok sayıda darbeci gözaltına alınmış ve yapılan aramalar sonucu pek çok delil elde edilmiştir. Ayrıca yakalanan darbecilerin bir kısmının ifadeleri alınmış olup diğerlerinin ise ifade süreci devam etmektedir. Elde edilen delillerin (kamera kayıtları, bilgisayarlar verileri, şüphelilerin üstleri, evleri, arabaları ile diğer yerlerde yapılan aramalar sonucu ele geçirilen bilgi-belge ve veriler, mobese kayıtları, cep telefonu görüşmeleri, SMS ve mail içerikleri, tanık ifadeleri vs. bilgiler) deşifre, analiz, tasnif ve değerlendirilmesi sonucunda gerçek bütün boyutlarıyla ortaya çıkacak, hiçbir husus karanlıkta kalmayacaktır.

FETÖ cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak, tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen, Fetullah Gülen tarafından kurulmuş silahlı bir terör örgütüdür. FETÖ bu amaçlarını gerçekleştirmek üzere başta yargı, emniyet ve silahlı kuvvetler olmak üzere tüm kamu kurumlarında paralel bir devlet yapılanması oluşturmuştur. FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğu 15 Temmuz öncesinde Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararla da tescil edilmiştir. Ayrıca bu örgüt hakkında açılmış birçok dava devam etmektedir.

5 – Olağanüstü Hal İlanı ve AİHS 15. Maddesi uyarınca yapılan derogasyon bildirimi

Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında silahlı darbe teşebbüsünde bulunanların yargı önüne çıkarılarak hesap vermelerinin sağlanması ve devam etmekte olan darbe tehdidinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu kapsamda Devletin içerisine sızmış olan FETÖ üyelerinin de tespit edilerek, ivedi bir şekilde haklarında gerekli işlemlerin tesis edilmesi bir zorunluluktur. Ayrıca demokratik olmayan yöntemlerle bir daha milletin iradesine saldırı yapılmamasını sağlayacak tedbirlerin alınması da Devletin sorumluluğu altındadır.

Silahlı darbe tehdidinin ortadan kaldırılması ve darbecilerin tespit edilerek gerekli adımların en etkin ve hızlı şekilde atılması amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla 21 Temmuz 2016 günü saat 01.00'dan itibaren geçerli olmak üzere ülkemizin tamamında Anayasa'nın 120. Maddesi uyarınca 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hal kararı, kişilerin hak ve özgürlüklerini sınırlamak için değil, FETÖ ile etkili bir şekilde mücadele kapsamında Devletin daha hızlı hareket edebilmesi amacıyla alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca Sözleşmeden kaynaklanan hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin yükümlülüklere aykırı bazı tedbirler alınabileceğine dair derogasyon bildirimi 21 Temmuz 2016 tarihinde Genel Sekretere iletilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 15. maddesi de AİHS'in 15. maddesine benzer şekilde; idarenin bu gibi durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiğini açıkça düzenlemiştir. Bu düzenlemeler uyarınca, darbe teşebbüsü sonrasında alınacak tedbirlerde "mutlak gereklilik" ve "orantılılık" ilkelerine hassasiyetle uyulacaktır.

6- 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

Olağanüstü hal döneminin ilk Kanun Hükmünde Kararnamesi, 22 Temmuz 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye PKK, DAEŞ gibi terör örgütlerin aksine dünyada pek de rastlanmayan atipik bir silahlı terör örgütü olan FETÖ ile karşı karşıyadır. Örgütün Devlet içerisindeki gücünün bertaraf edilmesi amacıyla tüm tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu kapsamda çıkarılan KHK'nın kapsamı diğer kişilerin hak ve özgürlüklerine müdahale edilmemesi amacıyla sadece terör örgütleriyle sınırlandırılmıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu durum ve diğer terör örgütlerinin olası tehditleri düşünüldüğünde, KHK'da FETÖ'ye ilişkin özel bir düzenleme yapılamayacağı açıktır.

6.1- Gözaltı Süresinin Uzatılması

Terör amaçlı darbe teşebbüsüne katılan ve suç örgütüne üye olanların sayıca çokluğu göz önüne alınarak KHK ile gözaltı süresi olağanüstü hal süresi ile sınırlı şekilde, azami olarak 30 güne çıkarılmıştır. Ayrıca bu süre, sadece Devletin güvenliğine, Anayasal düzene, milli savunmaya, Devlet sırlarına karşı suçlar ile terör suçları ve toplu suçlar ile sınırlı olarak uygulanabilecektir. Ayrıca bu süreçte;




6.2- Avukatlara erişim haklarına sınırlama getirilmesi

Terör örgütü üyelerinin avukatları aracılığıyla örgütsel iletişim kurmalarını engellemek terörle mücadele alınması gereken tedbirlerden biridir. Şüphelilerin avukata erişim hakları mutlak olarak yasaklanmamaktadır. Şüpheliler baro tarafından görevlendirilecek bir avukatın yardımından her zaman faydalanabileceklerdir.

6.3- Hâkimler ve diğer kamu görevlilerinin meslekten çıkarılması

FETÖ'nün Devlet içerisinde en etkili olduğu alanlardan biri de yargıdır. FETÖ’nün yargı içerisinde elde ettiği nüfuz, 2010 yılında yeni oluşturulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile birlikte zirvesine ulaşmış ve kritik görevlere örgüt üyeleri getirilmiştir. 2007 yılındaki ergenekon, daha sonraki yıllardaki balyoz, askeri casusluk soruşturmaları; 2012 yılındaki MİT Müsteşarı hakkındaki usulsüz soruşturma, 2013 yılındaki 17-25 Aralık darbe süreci bunun bir göstergesidir. Bu soruşturmaların bir kısmında sahte deliller üretildiği mahkeme kararları ile sabittir.

FETÖ mensubu hâkimler ve savcılar yargılama yetkisini kanunlara göre değil, mensubu bulundukları örgütün talimatlarına göre yerine getirmektedirler. Bu nedenle, belirtilen kişiler hakkında acil bir tedbir alma gereği ortaya çıkmıştır. Ayrıca söz konusu işlemler bağımsız ve tarafsız yargı kurumları tarafından mevcut deliller değerlendirilerek tesis edilecektir.

Aynı şekilde yargı dışındaki Devlet kurumlarına sızan FETÖ üyeleri hakkında da gerekli işlemler yapılabilecektir. Anılan işlemlere karşı her türlü yargı yolu açıktır.

6.4- FETÖ'ye ait özel kuruluşların kapatılması

FETÖ’ye ait olduğu tespit edilen ve örgüte üye kazandırılması ile örgütün finansmanında özel bir öneme sahip olan, örgütün terörist faaliyetlerinin yürütüldüğü, sağlık kurumu, okul, öğrenci yurdu, vakıf, dernek, üniversite ve sendika gibi özel kurum ve teşebbüsler kapatılmıştır. Kapatılan özel kurum ve teşebbüslerin malvarlıklarına el konulmuştur. Böylelikle, terör örgütünün finansmanının önlenmesi amaçlanmaktadır. Aynı gerekçelerle bu kapsamdaki kişiler ile yapılan kira sözleşmeleri ile intifa ve irtifak hakları da iptal edilebilecektir.

6.5- Pasaportların iptal edilmesi

Darbe teşebbüsü sonrasında şüphelilerin yurtdışına kaçmasının önlenmesi ve etkili soruşturma yapılması amacıyla haklarında soruşturma yürütülenlerin pasaportları iptal edilmiştir. 15 Temmuz öncesinde FETÖ üyesi oldukları gerekçesiyle haklarında soruşturma başlatılan bazı Cumhuriyet savcılarının (örneğin Zekeriya Öz ve Celal Kara[1]



) yurtdışına kaçtığı düşünüldüğünde, anılan tedbirin zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.